|
|
June 01
Alıntı
GÜLÜN DİYE YAPTIM BAŞKA BİR MAKSADIM YOKTU
HAZIR CEVAPLAR
Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi: - Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat: - Ne yani, demiş. Bir de haklı yere mi öldürülseydim! --------------------------------------------------------------
Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. Ikisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir... Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir: - Ben çekilirim!! --------------------------------------------------------------
Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri incelemesi için Sheaksper'a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur: - Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın, sadece şemsiye yapın.. --------------------------------------------------------------
Meşhur bir filozofa: - Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden bu kadar fakirsiniz? diye sorulduğunda: - Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş. --------------------------------------------------------------
Dostlarından biri, Fransiz kralı 15. Lui'ye: - Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse budalalağı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder. Kral, alaylı alaylı gülerek: - Hakikatten enteresan bir fikir, cevabini vermiş. Bu buluşunuza karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum. --------------------------------------------------------------
Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile' ye hasımlarından biri: - Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi? Galile: - Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı? --------------------------------------------------------------
Fransa hükümet ricalinden biri Napolyon' un bir muharebede tenkide kalkışıp parmağını harita üzerinde gezdirerek: - Önce şurasını almalıydınız, sonra buradan geçerek ötesini zapdetmeliydiniz, gibi fikirler belirtmeye başlayınca, Napolyon: - Evet, demiş. Onlar parmakla alınabilseydi dediğin gibi yapardım. --------------------------------------------------------------
Bir toplantıda bir genç M. Akif küçük düşürmek için: - Afedersiniz, siz veteriner misiniz? demiş. M. Akif hiç istifini bozmadan şu cevabı vermiş: - Evet, bir yeriniz mi ağrıyordu? --------------------------------------------------------------
Idam edilmek üzere olan bir mahkuma: Diyeceğin bir şey var mı? diye sorduklarında: - Bu bana iyi bir ders oldu!! --------------------------------------------------------------
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanli padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacaği ülkeyi sorunca, Yavuz ona: - Sen sır saklamayi bilir misin? diye sormuş. Vezir: - Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabi yapıştırmış: - Ben de bilirim. --------------------------------------------------------------
Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında ilerlerken, keşfe gönderdiği askerlerden biri huzuruna gelip telaşla: - 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der. Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der: - Biz de onlara yaklaşıyoruz. --------------------------------------------------------------
Bir filozofa sormuşlar: Şansa inanırmısınız? Filozof: Evet, yoksa sevmediğim insanların başarısını neyle açıklardım
Duvar Yazıları
- Trabzon'da satılan su şişelerinin altında ne yazar? Cevap:Buradan açılmaz.
- ....Ve tanrı kadını yarattı. O da kalktı kaynana oldu...
- Sık sık ameliyat olun, içiniz açılır...
- Bu tüp bebek hatalı;Hep gaz kaçırıyor...
- Önce inşallalah yeneceğiz" Sonra: "Yenildik ama ezilmedik" (Milli Maç)
- Akil yaşta değil baştadır, Ama akli başa yaş getirir...
- Sana bir kıllık yapayım, kıllarını koyarsın
- Kim vurduya gittim, birazdan gelicem...
- Büyük jetona para verme, Küçükten al büyüt...
- Bilmemek ayıp değil, Yeter ki çaktırma...
- Ama kimseye teslim olma. Telaşsız, açık ve seçik konuş. Başkalarına da kulak ver.
- Aptal ve cahil oldukları zaman bile dinle onları; çünkü dünyada herkesin bir hikayesi vardır.
- Yalnız planlarının değil, başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.
- Ne kadar küçük olursa olsun işinle ilgilen; hayattaki dayanağın odur.
- Olduğun gibi görün sevmediğin zaman sever gibi yapma.
- Aşka burun kıvırma sakın; o çöl ortasında çimenli bir yerdir.
- Sigara içme torununu gor, Sigara iç dedeni gör...
- !Burada nefes almayın, Daha ucuz bir yer biliyorum...
- Asansör bozuk. En yakın Asansör karşı binadadır...
- Ne kadar sallarsan salla, Dört yanlış bir doğruyu götürür...
- Yapacağınız her geyik muhabbeti, Size zaman kaybı olarak dönecektir...
- Ne yaparsan yap, yapmadığın şeyler yaptıklarından daha önemlidir.
- Hayat yalnız geriye doğru anlaşılabilir, ve yalnızca ileriye doğru yaşanabilir.
- Eğer bir sayfada iki yazı varsa, alttakini oku
- Hayatta en büyük talihsizlik, bir şeyin iki kere acemisi olmaktır.
- Kendini mutlu hissediyorsan, merak etme birazdan geçer.
- Bu günün emekten tasarruf sağlayan en büyük icadı yarındır.
- Senin zayıflaman için daha 40 fırın ekmek yemen lazım.
- Kafanı çevirip durma, aklından geçenleri okuyamıyorum.
- İnsan öldüğü zaman değil, unutulduğu zaman ölür
- Eğer turist sezonundaysak neden onları avlayamıyoruz?
- Çözümün bir parçası değilsen, sorunun bir parçasısındır.
- Dikkatli sür, insanın yedek parçası yoktur.
- Silahlar insanları öldürmezler, sadece öldürmeyi kolaylaştırırlar.
- Kültür mantarı dışındaki mantarların çoğunun faciaya yol açtığı söyleniyor. Kültürsüz olduktan sonra, ha mantar, ha insan fazla bir şey değişmiyor. Sonuçta ikisi de faciaya yol açıyor.
- Bülbülü altın kafese koymuşlar. Yine de 24 ayar altın demiş.
- Hayat bir koşu değil, hedefi vurmaktır. Önemli olan zamandan tasarruf değil, bir hedef bulmaktır.
April 17
Hisse Senedi
ÇAY, SİMİT VE PEYNİR
Basit yaşayacaksın basit, Mesela,susayınca,su içecek kadar basit. Dört çıkacak, ikiyle ikiyi çarptığında. Tek düğmesi olacak elindeki cihazın, Tek bir düğme, tek bir cümle gibi. Sevince, lafı dolandırmadan söyleyeceksin, Seni seviyorum gibi.. Basit bir öpücük yetecek sana, Basit, sıcak bir öpücük ve o öpücükle dolacak tüm günlerin. O öpücük için yapacaksın,hayatının kavgasını, O öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını. Kabak çekirdeği verecek sana,rakamların veremediği mutluluğu. El yazısıyla yazılmış, eğri büğrü bir mektup olacak. En değerli kağıdın, hep yanında taşıdığın,atmaya kıyamadığın. İki harekette giyiniverecek,iki harekette soyunuvereceksin. Kısacık olacak,uyanman ve sokağa çıkman arasındaki süre... Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman, Kendin bile, anlayabileceksin yazdıklarını, Bakışların bile anlatabilecek kendini. Beklentilerin de basit olacak, Kaf dağının, önünde bekleyecek mutluluklar, Bir ıslıkta bulabileceksin,en uzun dostluk romanını, Ya da, bir damla gözyaşı yaşatacak sana,hayatının en ucuz romanını. Pankreasının sağlığına dua edeceksin, kapatırken gözlerini. Bir kaşarlı tost olacak aradığın, Nasıl oturacağını, bilemediğin sofrada, Parmakların en kıymetli çatalın. Yine aynı parmaklar çözecek,en karmaşık denklemleri., Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana kontrplak bir gitarda, Doğru basılmış bir fa diyezin mutluluğunu, Parfümün temizlik kokacak, Bilmiyorum diyeceksin, bilmediğinde ve çok normal olacak bilemediğin... Saatin sadece saati gösterecek, Telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın, Küçük bir not defteri olacak bilgini en hızlı sayan. Basit yaşayacaksın basit Sanki bir gün yaşamın sona erecekmiş gibi basit, Çay, Simit ve Peynirle.....
Nazım Hikmet Ran April 02
Hisse Senedi
Konuşulan konu eglenceyi tanımlayın
Hiçbir kelime senin adın kadar yer tutmadı dudaklarımda..
Hiçbir kadın senin kadar yakışmadı alın yazgıma.
Ama başaramadık bu sevdayı yaşatmayı. Başaramadık işte..
Şimdi git unut ismimi unut yeminlerini.
Seni hiç sevmediğimi farz et bu sevdayı hiç yaşanmamış kabul et.
Demir kapımı “ ölüme “ arala ve sessice git.
Git diyorum sadece git. Ardından ölüm gelsin ayak uçlarıma.. Sana kavuşmayı bilmese de ,Seni severken “ ölmenin gururunu “ yaşasın bu yürek çünkü; sen benim,
Ölüm ile hayat arasına çizebildiğim tek mutluluğumdun….
Hisse Senedi
Kelebekler
|
|
|
|
|
|
|
Seninle yaşlanmak istiyorum. Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyım istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım
Yaşayalım kı, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Sen çok dertlenip, içip, arkadaşlarınla eve gelmelisin. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi.
Yaşayalım ki, paramız olunca sevinelim. Güzel günlerimizi, evimizde, bır şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte.
Sonra çocuğumuz olmalı, düşünsene, senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın. Ve ben söylenerek sıranı almalıyım. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız.
Zaman su gibi akıp giderken, herşey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Herşeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehırden.
Kavgasız, her sabah gürültüyle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip, benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli zıyaretimize, geçmışteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız...
Öyle sevmelisin ki beni, bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde, birbirimizi sevmenin gururu olmalı "herşeyde".
|
|
|
|
| |
Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler... Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler. Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş ve: –Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..
İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş.. Demiş ki: –Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!
Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş… Şöyle demiş: –Ve bu ateş yakıcı bir şey!
Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş. Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş… Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş…
Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!…
|
|  |
|
|
|
|